KÜLTÜR SANAT SAYFALARI   -1-  -2- 3 -4-

 

BU SAYFAMIZDA KÖYÜMÜZE AİT TARİHİ RESİM, TÜRKÜ, MANİ , MASAL, HİKAYE, YAŞANMIŞ GÜZEL ANILAR, KÖYÜMÜZ İNSANLARININ YAZDIĞI EDEBİ ESERLERE YER VERİLMEKTEDİR. ELİNİZDE BULUNAN ESERLERİ GÖNDERMENİZ DURUMUNDA BU SAYFADA YAYINLANACAKTIR. 

 

SİZLERDEN GELENLER

 

GEÇMİŞ GÜNLER.

Sevgili gönül dostlarım..

Geçmişte aile ortamında yaşadığım bazı anılarımı sizlerle paylaşmak istedim..saygılarımla...

Geçmiş Günler

Babam semerci oğlu Muslahattin.
Anam Cobuk kızı Fadime. ebem yani Baba Annem Akdağ lı kızı Fatma.
Beş evladın anası Dört gelinin kaynanası
Sanki kaynana değil Anam Gelin...
Dört gelin. Anamın kaynanasıAnam
Anamın kaynanası dedim de geldi aklıma zaten hiç çıkmadı ki aklımdan.
Ebem yani Anamın kaynanası bir Osmanlı kadın..
Namı diyar Akdağ lı kızı Fatma ebem yani baba annem..
Hey gidi günler hey, hey ki hey
Baba annem konuşur herkes onu dinler..
Düğünlerin aşçısı ve evleneceklerin dünür başçısı..
Arası açılanların ara bulucusu. Ya Fatma yenge üç gündür gitti bizim ki.
Gelmedi yine şuna bir daha gidiver ne olur ulen bu kaçıncı bir daha gitmem bak..
Bu son olsun yahu güzel, güzel geçinmesini bilmezmisiniz hiç derdi.
Bir ocaktı Nazar okur ve Temriye keser..
Velhasılı o bir gönül işçisi ve lakin sevmezdi haksızlığı..
Hele damarına basılmaya görsün aman Allah ım kaç önünde durma
Eve gelen misafir sofra kurulmadan gider mi hiç nerde görülmüş.
Vay ki yemeyeceğim diyen misafire.
Vay ki sofra hazırlamayı azıcık geciktiren geline.
Nur içinde yat cümle geçmişlerle beraber emi nur içinde yatın
Elime bağlamayı aldığımı görünce anlardım bakışlarından da
Biraz başka havalara takılsam haydi gayri..
Yemen türküsünü bir daha deyver yavrum derdi ne çok göksünü geçirirdi
Ve başlardı gözlerinden yaşlar süzülmeye kıyamazdım bilirdim..
Her seferinde böyle ağlayacağını onun için pekte istemezdim.
Yanında çalıp söylemeyi Baba yüzü görmemişti hiç çünkü..
Umutsuzca sorardı yavrum yemen çok mu uzak diye her seferinde.
Uzak ebe uzak derdim dedem yemen harbinde kalmıştı çünkü.
Yani Babası o yetim büyümüştü Dedemle evlendiğinde henüz on altı yaşlarında..
Dedem mi semerci oğlu İbrahim Muhtar olmuş sene bin dokuz yüz otuzlu yıllarda.
O zamanlar salma adında bir vergi varmış köylülerden alınan o güne kadar.
Pek adet değilmiş Muhtarların verdiği o yıl dedem listenin en başına kendisini Yazmış görenler ya hu Muhtar eski köye yeni adet getirme nerde görülmüş. Muhtarların kendisine salma saldığı değince komşular ben bu köyden değimliyim? Yoksa Muhtar olunca komşuluktan çıkarttınız mı? beni der.
Hala söylenir ihtiyar lar bilir köyde ya hu bu kadar saf olma semerci oğlunun.
Kendisine salma saldığı gibi ne bu böyle derler..
Ne kadar doğru bir iş yapmışsın Dedem nur içinde yat
Fakat zamanın yanlış anlayışına göre üzerine birde kuma gelmiş..
Ebemin oda başka bir yara ya uzun olur anlatması başka sefere kısmetse..
Yetmezmiş gibi kırk yaşında da yedi çocukla kalakalmış ortada..
Dedem de göçmüş bu fani dünyadan henüz kırklı yaşlarındayken..
Mübarek Takmıştı bir kere bana sen daha erken dedikçe
Bunlarda iyice yatıyorlar kulaklarının üstüne.
Ya ebe şu işi gücü yoluna bir katalım hayırlısı ile o da olur inşallah..
Dünyanın işi bitmez. Ulen oğlum vallahi bekar kalacaksın bu gidişle
Sen ateşine yanıyorsun geri kalan kor unda ısanıcak.
Olsun ebem olsun dedikçe ulen oğlum olsun amma evlen artık derdi.
Korkma ebem korkma bekar kalmam dedikçe.
Kalmazsın belki amma ben dünya gözüyle göremedikten sonra ne faydası var.
Gördü çok şükür ikide torun gördü ölmeden..
Ve lakin son zamanlarda üç buçuk senesi yatakta geçti ebemin..
İşte öncekiler bir yana bunda emeği çok hakkı ödenmez Anamın..
Öyle ya hiç kalkmadan tam üç buçuk yıl dile kolay doksanında ebemin..
Ve aynı dirayetle gelin nerdesin dedi mi istersen hemen orada olma..
Allah her ikisinden de binlerce defa razı olsun..
Son günlerinde artık sene bin dokuz yüz doksan bir haziran ayı.
Babam başında beklemekte sorar çocuklar bayramda gelecekler değil mi.
Babam evet der gelecekler ana öyleyse der hazırlıklarını yap.
Hayır olsun ana ne hazırlığı geldiler mi torunlarımı sünnet ettir.
Babam yahu ana bakalım bize soracaklar mı belki orada yaptırırlar.
Öyle ya kendilerine göre çevreleri eş dostları var oralarda da.
Malum bizlerde gubetteyiz anca bayramlarda falan gidebiliyoruz.
Olmaz der sen dedesin söyle çocuklara hem onlar senin sözünden çıkmazlar..
Çıkmadık ebem çıkmadık sen rahat uyu nur içinde yat nur içinde..
Ve on haziran günü bir telefon oğlum ebeni kaybettik.
Yetiştik cenazeye şükürler olsun..Kurban bayramına on gün kala.
Ertesi günü babam oğlum dedi yahu söylemeden yapamadım..
Eben ölmeden bir gün önce böyle, böyle söyledi yani sünnet meselesi..
Ne demek baba tabi ki artık o bizim için bir vasiyet olmuş..
Hamd olsun Mevlaya yerine getirdik son arzusunu.
Anam mı hala aynı işte sağolsun ebemden devraldığı..
Bayrağı gelinlerine devretmek için yoluna devam ediyor.
Bir safra kesesi illeti vardı o amaliyatla biraz işte eh birazda dizlerinin sısızı..
Allahım feyz i, bereketi bol Hayırlı uzun ömürler ve Hayırlı ölümler nasip etsin.
Cümlemizle ve cümle annelerle beraber..
Hala koşar koşturur yorulacakmış ne gamAllahım nazardan saklasın..
Yaşı dayanmış yetmişe sevinir hayırlı her düşe
Zor bulunur dostlar zor anaların anası
Ve bu gün itibarı ile on iki torun
Altı evlat torununun Ebesi zor bulunur zor dostlar Ebelerin böylesi
Ah Anam ah o mübarek ellerin binlerce öpülesiAnam
Her derdime derman, Her sırrıma sırdaş AnamBabama yoldaş Anam.
Öpüyorum o mübarek ellerinizden..BabamAnam
Kolu komşu eşe dosta velhasıl cümlesine çok,çok selam..Hakkınızı helal edin..

05 / 11 / 2006

Şerafettin Yıldız..
 

BİR BEBEK AĞLIYOR

Bir bebek ağlıyor on yedi aylık // Ağlar bebek umutsuzca yarından
Bebeğe yapılan bu rezilliği, // Dil varmıyor söylemeye Ar’ından
Duyup ta nasıl dayanır şaşarım // Nasıl çatlamaz duyan yürek Zar’ından
Hele düşünelim dostlar derinden // Yanıp tutuşurken Alem Har’ından

Bağışla ey bebek bağışla bizi, // Sana değil bize düşer ağlamak
Senin suçun değil yaşadıkların // Suçlu bu toplumdur bizatihi ben
Sen müsterih ol sen bir bebeksin // Sen kirlenmedin ki zaten Meleksin
Titriyor Gök kubbe bak avazından // Çatlamak üzere toprak Zor’undan

İyi görüp geldiğimiz noktayı, // Bir düşünelim ey Alemi beşer
Hala alamıyorsak bunlardan heder // Huzuru mahşerde İlahi ne der?
Kahır etmeden uyandır ey Ya Rabb // Uyandır gafletten bizi İlahi
İnsan olan insan yapar mı bunu // Ne kavimler yandı bunun Nar’ından

Şeref’im sana ne oluyor böyle // Diyenler içinde ben derim şöyle
Mademki İnsanım kolay mı öyle // Mazlumun ateşi Cihanı yakar
Diyorum ki Devlet ise ey Devlet // Elbetteki Millet ise ey Millet
Almaz isek tetbir’ini Er’inden // Kanar bu yaralar daha derinden

İzmir’de yaşanan menfur olaydan dolayı
Üç gündür içim içime sığmadı dostlar
Bu dizeleri sizlerle paylaşmak istedim …Saygılarımla..
02 / 11 / 2006


ŞERAFETTİN YILDIZ..

17 / 08 / 1999...Marmara Depremi`ne



Yazmayayım diye çok zorladım kendimi
Ne hikmetse anlamadım hep ar’ladım kendimi
Bir yerlerde söz açıldı çenem düştü,
Dilim sürçtü azarladım kendimi
Yazmam ben yazamam dedim,
Bağışlayın sonunda tutamadım kendimi
Kim dedi unuttum ben cismim belki bu günde
Lakin günüm o gün aklım hala o günde

On yedi Ağustos bin dokuz yüz doksan dokuz
Sanki mahşer gecesi ve Saat’in sıfır üç sıfır ikisi
Sallandı beşik gibi tüm Marmara bölgesi
Çaktı tarifi na mümkün bir afat’ı şimşek
Kapladı uğultusu ve şavk’ı Alem’i
Patladı Gök ve yarıldı yerler
Sanki beyinlerde yüzlercesi bir olmuş taş kıran kompresörler
Aman Allahım aman ne kadar uzunca zaman
Bu ne bitmez, tükenmez saniyeler
Görmedi böylesini asırlardır birdahada görmesin gelecekte nesiller
Yükseldi semaya tekbirler Allahü ekber,
Allahü ekber, Allahü ekber derken sustu o naçiz diller
Anlamadı ne oldu şaşkın Alemi Beşer
Sanki yapıyordu Hüda Kıyamet’i tatbikat’ı mahşer
Bir an nefesler tutuldu yürekler sustu
Gerçek olamaz bu Ya’Rab sanki kabustu
Anlaşıldı az sonra Deprem denen facia
Hikmeti İlahidir binlerce Ölüm kustu
Bir Ağustos gecesinde tüm yürekler buz kesti
Yanar Oğul Anasına diğer ana Kızına ötekisi Oğluna
Toplaşmışlar bir köşeye hepisi Babasına Dedesi Ninesine
Gücü tükenmiş artık vurmaktan sinesine
Kardeş kardeşi arar dost akraba hep sorar
Yakar bu ateş daha bilmem kaç sene yakar
Sönen nice ocaklar tütmeyecek bacalar
Ağıt üstüne ağıt bir köşede Analar
Cehennemi bir manzara yığın, yığın üstüne
Daha birkaç dakika önce yuva olan binalar
Bağırdı bir ses tanıdık dedi abi sizde dedim koçum ya sizde
Sizi bizi yok bunun öyle bir ateşki bu her yanda hepimizde
Deli gibi koşarken sarıldı boynuma oğlum Baba……..Annem
Annem nerde dedim iyi ya ablan, ablan ya Melek hemde üç aylık bebek
İndik baba aşağıdalar kızım şükür nasılsınız ne oldu baba bize böyle ya
Yavaş, yavaş kalkarken o cehennemi zifir ve toz bulutu
Birer, birer tükendi çığlıkların umudu
Söylemek Ağlamak ne mümkün almadı’ki Dimağ’lar
Görüpte bu manzarayı değil Alemi Beşer Gökte Melekler ağlar


Şaka gibi geliyor sanki daha dün gibi geçmiş seksen altı ay
Heder aldık’mı dersek vay bu Başa vay’ki vay
Çalan belki değişti Talansa aynı talan
Edep haya hak getire ne ala ne memleket
Dilim varmıyor söylemeye bağışlayın
Ama buna Takdiri İlahi’de diyemiyorum
Çünkü kötüyü Takdir etmez’ki Hüda
İyidir demiş Atalar iyidir bin nasihat’tan bir nusubet
Lakin bu manzaraya bakıpta diyesim geliyor yalan
Kader değildi size belki Depremde ölmek
Bilinçsiz yapılaşma çoğu çirkin bir örnek
Belki takdiri İlahi yaptığı binada ölmek
Görüldü’ki çalanlar’da doymadı
Mezar oldu çoğuna ve çoluk çocuğuna
Cehaletin kurbanları ne söylense az gelir
Sözüm yoktur cümlenize varsa hakkım helaldir
İçtiniz Şehadet şerbetini hepiniz bize kalan vebal’dir
Ne mutlu’ki İmanın’ı kurtaran şüheda’lar sizlere
Şefaat edin o günde unutmadan bizlere
Sadece bizler değil Ağladı bütün…. Cihanı Devran sizlere…


29 / 10 / 2006

Şerafettin Yıldız
 

DİL YARASI

Böbürlenip, kibirlenip övünme
Bir sevdaya düşmedinse ey gönül
Zannetme yiğitsin sanma efesin
Sultanları köle etti Mısır’a

Nice yiğitleri sardı hasıra
Bir aşk maskarası bir dil yarası

Yiğitim ne çare söz sende değil
Gönül düştü ise bir vefasıza
Eksilmez başından sisin dumanın
Sor inanmazsan yüzlerce asır’a

Nice yiğitleri sardı hasıra
Bir aşk maskarası bir dil yarası

İnletirken dağı taşı narası
Söz dinlemez gönül denen belası
Çökünce sineye kara sevdası
Yiğitler belini büken edası

Nice yiğitleri sardı hasıra
Bir aşk maskarası bir dil yarası

Sevda odur aşk odur Hak ka ola
Olmaya maskara düşmeye dile
Şeref’im deysin ki çektiğin çile
Sevdanın peşinden git ardı sıra

Nice yiğitleri sardı hasıra
Bir aşk maskarası bir dil yarası

ŞERAFETTİN YILDIZ

BAKİ OLAN MEKANA

Adın ile başlar iken her işe
Akıl ermez böyle fani gidişe
Baş tacı hasletler geçti inişe
Layık et Ya Rab esma ül hüsna’na

Amanımdır sen bilirsin Ya Rabbi
Talibim ben baki olan mekana

Yazıp, yazıp attım bir kenarlara
Çizip, çizip saldım hep dimar’lara
Sırdaşımsın vakıfsın bu sırlara
La mekanım sözüm yoktur dünyana

Amanımdır sen bilirsin Ya Rabbi
Talibim ben baki olan mekana

Anlayan olmasın varsın ne çıkar
La mekan desinler olsun ne çıkar
Diyenlerde gelir hep teker, teker
Dua’mdır onlarda ersin sevdana

Amanımdır sen bilirsin Ya Rabbi
Talibim ben baki olan mekana

Fani dünya demek dilde pelesenk
İman hastalanmış öldü ölecek
Hidayet Allahım hidayet bize
Arzu halim budur yüce makama

Amanımdır sen bilirsin Ya Rabbi
Talibim ben baki olan mekana

Şeref’im yandı yanar sevdana
Göz dikenler diksin yalan dünyana
Gönlüm razı değil böyle eyyam’a
Acı sen Yarabbi bu vaveyla’ma

Amanımdır sen bilirsin Ya Rabbi
Talibim ben baki olan mekana

ŞERAFETTİN YILDIZ..

GARK ET NURUNA YA RAB

Koyma har’ına yarab
Yetiş dar’ıma yarab
Aman zor’uma yarab
Yakma nar`ına yarab
Gark et nur’una yarab

Erdir var’ına yarab
Olduk yoluna turap
Şu kadr’in hatrına
Yakma nar`ına yarab
Gark et nur’una yarab

Nasıl geçilir sırat
Acımazsan çok harap
Bizim halimiz yarab
Yakma nar`ına yarab
Gark et nur’una yarab

Salatu selam olsun
Güzel yar’ına yarab
Bari onun şan’ına
Yakma nar`ına yarab
Gark et nur’una yarab

Açıldı ellerimiz
Zikreder dillerimiz
Coştu gönüllerimiz
Yakma nar`ına yarab
Gark et nur`una yarab

Şerefi’m dua’m budur
Yok olsun kin ve kibir
Ne olur kabul buyur
Yakma nar`ına yarab
Gark et nur’una yarab

ŞERAFETTİN YILDIZ

SERKEŞ GEZERİM

Çözemedim hayat denen yumağı
Onun için böyle serkeş gezerim
Yıkmak için benlik denen konağı
Kovalarım iblis denen bunağı
Onun için böyle serkeş gezerim

Kaygım yoktur rızk’ım için yarından
Vadem varsa kefilimdir yaradan
Verdi müjdesini Resul hıra’dan
Şükründen acizim ona yanarım
Onun için böyle serkeş gezerim

Destur deyip çıktık yola Bismillah
Bize düşen daim şükür zikrullah
Beyhude işlerden aman illallah
Tutuşurum kavrulurum yanarım
Onun için böyle serkeş gezerim

Olmaz kimselere yanlış nazarım
Açıktır herkese gönül pazarım
Ben dilekçemi halıkım’a yazarım
Cevap gelmez ise eğer oradan
Onun için böyle serkeş gezerim

Şeref’im güvenmem dünya varına
Güvenenler düşmüş gayya harına
Yok olmuşlar dünyalığın uğruna
Uymak için yaradan’ım çağrına
Onun için böyle serkeş gezerim

ŞERAFETTİN YILDIZ.

HAKTAN ALA YAR GİBİ


Bilmedin iyi hal bilmedin gönül
Yanıp durdun bir amansız har gibi
Sığamadın sanki koca aleme
Bu kainat bir gönül’e dar gibi

Çırpınır, çırpınır durursun boşa
Şu Alemde senden başka yok Haşa
Heder alman için ne gelsin başa
İbret alıp adam olmak zor gibi

Kırk senedir taşı taşa vurdum’da
Taşlar dize geldi çöktü önümde
Ekmek oldu bu günümde dünümde
Sadakat’la bir vefalı er gibi

Çakarken sözümü mermere taşa
Bunca emek boşamı’dır de boşa
Sana sözü geçmeyen şu vay başa
Yaktın gönül senelerdir har gibi

Derdine yandığın dostların hani
Arayıp sordumu dar günde seni
Kimi seni yerdi övdü kendini
Sanki susmak ona geldi ar gibi

Anlayan yok artık deme sen’demi
Kimse yad etmiyor unutmuş dünü
Güya kurtulmuşta yaşıyor günü
Ben kurtuldum yansın Alem der gibi

Kondun daldan dala söyle ne buldun
Uğraştın didindin deki ne bildin
Her ne aradıysan kendinde buldun
Varmı söyle bir selamet ser gibi

Şeref’im aynadır gönül gönül’e
Söz dinle`be gönül uyma gafile
İlahi yoldan git ulaş menzile
Bulamazsın Hak`tan alâ yar gibi.

ŞERAFETTİN YILDIZ..

COŞTU GÖNÜLLERİMİZ

Koyma har’ına yarab
Yetiş dar’ıma yarab
Aman zor’uma yarab
Yakma nar`ına yarab
Gark et nur’una yarab

Erdir var’ına yarab
Olduk yoluna turap
Şu kadr’in hatrına
Yakma nar`ına yarab
Gark et nur’una yarab

Nasıl geçilir sırat
Acımazsan çok harap
Bizim halimiz yarab
Yakma nar`ına yarab
Gark et nur’una yarab

Salatu selam olsun
Güzel yar’ına yarab
Bari onun şan’ına
Yakma nar`ına yarab
Gark et nur’una yarab

Açıldı ellerimiz
Zikreder dillerimiz
Coştu gönüllerimiz
Yakma nar`ına yarab
Gark et nur`una yarab

Şerefi’m dua’m budur
Yok olsun kin ve kibir
Ne olur kabul buyur
Yakma nar`ına yarab
Gark et nur’una yarab

ŞERAFETTİN YILDIZ.


BU VE BÜTÜN ŞİİRLERİMİN YAYINLANDIĞI SİTELER.

antoloji.com
türk edebiyat organizasyon
edebice.com
berlaca.com
şiir gezgini
 

                                    N İ Y A Z İ

Sene 1965. Bir genel müdürlükte özel kalem müdürü yardımcısıyım. Ramazan Bayramına 10 gün var. Benim Müdür hastalandı.Ben ise işe gireli 2 hafta olmuş,olmamış.Genel Müdür bey beni çağırttı:-Tebrik kartları hazır mı? Şaşırdım:
-Anlamadım!Hangi kartlar efendim?-Aman evladim, Şükrü Bey sana söylemedi mi? Bayram geldi,tebrik kartları şimdiye kadar hazır olmalıydı.Tüh,tüh.Eyvah.- Çabuk hemen hazırlayıverin.

-Emredersiniz efendim!dedim. Ancak sabaha kadar 3 bin kartı
nasıl yazacağım?Genel müdür bey, bütün kartları çini mürekkebiyle ve en güzel yazımla yazmamı istedi. 3 bin karttan 2 bin tanesini kendisinden makamca alt'takilere şu sekilde yazacaktım "Bayramını kutlar, gözlerinden öperim"1.000 tanesi de üst makamdakilere olacaktı ve onlarda da şu ifade yer alacaktı"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim." Sabaha kadar 3 bin kart,düşünebiliyor musunuz?!?Ne yapalım? Çaresiz mecburen kolları sıvadım ve başladım.öncelikli 2000 karta:"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim","Bayramını kutlar, gözlerinden öperim",1,5, 10, 18, 558.. Yazıyorum, yazıyorum bitmiyor! Nasıl sıkıntı bastı bir bilseniz!738, 918.2,5 paket Samsun'u bu arada bitirmişim. Öyle işkence çekiyorum ki, ekmek parası olmasa bırakıp kaçacağım. Sıra 2000. karta geldiğinde şafak söküyordu. Ben de bitmişim ama önümde hala yığınla kart duruyor!Şimdi de 1.000 tane de üst makamlara yazılması gerekenler var.4. Paket sigarayla birlikte"Sizin ve eşinizin Bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim"e başladım.Boyuna yazıyorum, göz kapaklarim iyice ağırlaştı, takoz koysam gene de kapanacak.209, 529, 689.. Yaz babam yaz.. Ama artık kalemi parmaklarımın arasında tutamaz oldum. Ben kaleme değil, kalem bana hakim:"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim.""Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."Ve bir müddet sonra gerisini nasıl yazmışım hiç hatırlamıyorum:"Niyaz ederim başarılı günler sizinle eşinizin bayramını kutlarken..""Kutlarken eşinizin bayramını saygıyla sıhhatli günler diler Niyazi ile beraber ederim.""Sizin, niyazi ile eşiniz birlikte bayramınızı sıhhat dilerim,tebrikle beraber."Niyazi ile birlikte sizin ve eşinizin bayramını kutlarken ayrıca sıhhatle ederim.""Önce bayramınızı başarılı eder, sonra eşinizle Niyazi'ye tebrikli günler dilerim.."
"Sizin de eşinizin de Niyazi'nin de bayramını saygıyla eder,
sıhhatli tebrik dilerim.""Bayramınız niyazi ile sıhhat bulsun, eşiniz ile birlikte tebrik olsun" "Sıhhatli eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, Niyazi'ye
>>başarılar diler aynı zamanda ederim.""Bayramınıza etmeden önce eşinizi saygıyla kutlar Niyazi'nin gözlerinden öperim.."
"Sizin de, eşinizin de, Niyazi'nin de, bayramini da, tatilini  de,gelmişini de, geçmisini de bayramını beklerim. Saygiyla tebrik ederken..""Önce niyazi bayramı tebrik etsin, yok öyle yağma, ben size ve eşinize sıhhat dilerim sonra""Bayram günü eşiniz ve niyaziye dikkat edin, size de daha bayram gelebilir.
>>"Tebrik ederim niyaziyi, eşiniz ile birlikte sizin bayram sabahı sıhhatinizi dilemiş"Sabah tam mesai saatinde, gözlerim kan çanağı bir halde kartları yetiştirdim.Genel müdür bir-ikisine şöyle bir baktı:"Aferin" dedi."Yazın da güzelmiş.Güzel yazmışsın. Hemen postalayın!"Bizde HEMEN POSTALADIK!.3 gün sonra da önce bizim genel müdürü, sonra da tahmin ettiğiniz gibi bendenizi postaladılar!.Eveeet, yahu ben bu ara Niyazi'yi merak ettim: Niyazi Nereden çıktı?Selametle kalınız.

                                                                                                          Yaşar KOCA

                                                                                                    Mardin-Ömerli M.E.Md.

  

 

 

                         GEL ARTIK GÜLÜM

Gözünden sakındığın kara bağrımı
Çiğnettin ellere yol artık gülüm
Az mı geldi açtığın bunca yaralar
Göz, göz oldu böğrüm bil artık gülüm

Duymaz mısın bunca ahu figanı
Yapıştı yapışacak dilim damağa
Başka kimselerde yoktur dermanı
Söylemeyecek seni dil artık gülüm

Gülüm dedim sana gülümsün benim
İlmik, ilmik dokuduğum halımsın benim
Kolum kanadımsın dalımsın benim
Çağırıp duruyor sal artık gülüm

Hasret, hasret yeter nereye kadar
Tükendim, tükendim buraya kadar
Bu ne kara yazı ne zalim kader
Kalmadı tutunacak dal artık gülüm

Sen bilmezken beni eller ne bilsin
Sen yoluna baktığım yegane gülsün
Doldu taşıyor bak aşkın deryası
Ha aldı alacak sel artık gülüm

Neden bu kayıtsız kalışın bana
Bilirsin herkesten çok hasretim sana
Gör ne hallerdeyim ben yana, yana
Uzattım ellerimi gel artık gülüm

Kalmadı tahammülüm sensizliğine
Güler oldu herkes densizliğime
Şeref’im işledi ta iliğime
Ha kırıldı kırılacak bel artık gülüm

                                          
ŞERAFETTİN YILDIZ...


    
DÖNER DÜNYA

Döner dünya güler dünya
Parsel, parsel oluşuna
Döner dünya ağlar dünya
Yarından habersiz insanın gülüşüne

                                         
ŞERAFETTİN YILDIZ...

SANA EĞİLMEYEN BAŞI NEYLERİM

Yolu neylerim, yolu neylerim
Sana getirmeyen yolu neylerim
Dili neylerim, dili neylerim
Seni söylemeyen dili neylerim

Şefaat Yaresulallah Lailahe illallah

Pulu neylerim, pulu neylerim
Yoluna harcanmayan pulu neylerim
Kulu neylerim, kulu neylerim
Seni tanımayan kulu neylerim

Şefaat Yaresulallah Lailahe illallah

Eli neylerim, eli neylerim
Sana açilmayan eli neylerim
Gülü neylerim, gülü neylerim
Sana kokulmayan gülü neylerim

Şefaat Yaresulallah Lailahe illallah

İşi neylerim, işi neylerim
Rızan olmadıysa işi neylerim
Aşı neylerim, aşı neylerim
Rızan için yenmeyen aşı neylerirm

Şefaat Yaresulallah Lailahe illallah

Düşü neylerim, düşü neylerim
Seni görmediğim düşü neylerim
Başı neylerim, başı neylerim
Sana eğilmeyen başı neylerim

Şefaat Yaresulallah Lailahe illallah

                                         
ŞERAFETTİN YILDIZ...


 

MENŞEİ BELİRSİZ DÖL PATLAYALI

Küme düştü birer, birer dostluklar
Paranın hatırı tur atlıyalı
Ayyuka dayandı bin bir rezalet
Medeniyet ters tarafa yol katlıyalı

Kayboluyor can verilen hasletler
Çoğalıyor günden güne kasvetler
Değişiyor orantılar nispetler
Menşei belirsiz döl patlayalı

Korkulmuyor gazabından halik’in
Hamt eksildi verdiğinden malik’in
Sözü geçmez oldu akıl balik’in
Damarlardaki ar çatlayalı

Türlü dalaverelerle iş bitirmeler
Kendinden mazluma güç yetirmeler
Binbir taklit ile mal götürmeler
İcat yarışında nal toplıyalı

Şeref’im söylediğim söz beni bağlar
Nerde atladığımız muhteşem çağlar
Daha çok fare doğurur o koca dağlar
Bizim yerimize çağı el atlıyalı


                                                ŞERAFETTİN YILDIZ...
 

                                                    

 

Çıkıp  varsam  bir  mübarek  zamanda kokusu  burnumda  tüten  yerlere

Orak  yolsam  düven  sürsem  harmanda aldırmam sırtımdan  akan terlere

Otursam  bir  bostan  tarlasının  tam  ortasında hem akşam üzeri güneş batarken

Kırsak bir keleği iki arkadaş kemirirken ikide mısır patlatsak Millet Aztepede palaz kovarken

Hani fark etmezdi Obruk olmuş Kara kuyusu Devrent Köyün önü yada  Kaya altında

Salavatlasak Bostan bekçisi ile Dikmeli kayadan aşarken gülümseyen AYDEDEYİ

Birden dalıp gitsem çocukluğumdaki gibi Çoban  aldatanın  göz  kırpışına

Kainatın muazzam nakışına ve aldırmadan zamanın akışına

Arasam  buralardandan  geçenlerin  ayak izlerini Ruhlarını şad ederek

Saman  yolunda  Büyük  ayı  Küçük  ayı Teraziler  ve  Yedi  kardeşlerde

 İlahi dizaynın azametiyle Ne  güzel  duruyorlar  orada  öylece  asılmışçasına

Gıpta  etmemek  imrenmemek  şükretmemek  mümkünmü  cümlesinin  ustasına

Ne  mutlu  dostlar  geçtiği  yerlerde  ayak  izi  bırakabilenlere dostcasına

Sonra vurup çıksam Katrancı kalesinin başına Yaslansam bir vefakar kayanın döşüne

Yüksünmese benden gösterse köyümün Asil misafirperverliğini dostluğumdan şüphe duymadan

Dertleşsek  var  oluşundan  bu  güne  kimler  geldi  geçti  buralardan

Anlatsa  sevinçlerini  hüzünlerini Kaç  çobanla  dertleşip kaç sevdalı  ile  söyleştiğini

Ve  seyre  dalsam  köyümün  ÇALTININ  yanan  ışıklarını  tüten  bacalarını

Ortak  olabilsem  her  birinin  sevincine  tasasına severek her  neredeyseler

Çare olabilsem hasret çekenlerin hasretine dert çekenlerin derdine Sen ben o ayrımı gözetmeden

Yine  giyse  bembeyaz  gelinliğini yaka bağlardaki  bademler Bir  maşala  ateşi  yaksa  yarenler

Çalarken  davul  zurna Ak dayı  oynarken Jandarma ve Harmandalını  köşe başında

Ne mübarek lezzet vardır dernek günleri pişen Dede aşında

Yine  üç  tur  dönse  dede  kuyusunun etrafında  Gelin  alayı

Kalksa  bütün dargınlıklar  kırgınlıklar  aradan Sen  ben  davası   bulunsa da  kolayı       

Çıksak  topyekün  Pirenlide  Hacat  Namazına kurbanlar kesilerek Turgutta  yağmur  duasına 

Can mı dayanır dostlar Goreşıda Yeni kuyuda Efil efil esen  telli  kavakların edasına

Kulak  verip  dinlesem  ötelerden  gelen  sedasına birileride kulak verirmi bu ŞEREFİN nidasına   

Unutmadan  hayırla yad ederek  geçmişi Bakabilmek  için  umutla  geleceğe  sarılarak Hayata

Günü  geldiğinde  teslim edebilmek  için  emaneti  Hakka

Ne  mutlu  çalışıp  çabalayıp  kazanıp ta  Nimeti  bölüşene  HAKÇA

Ne  gam  Kıyamet  kopacakmış İnsanca  yaşayıp  insanca ölmeye  çalışanlar  oldukça

Dileğim odurki Düşmesin  Zillete  Köyüm  köylüm  Dünya var oldukça  

Sonra  bir  Gök  kuşağı  doğsa  Güller  diyarının bu  şirin  köyünün  üstüne

Geçsek  altından  tüm  köycek  erse  herkes  muradına

Şahit  olsa Barla  Anamas  Akşehir  ve  Sultan dağları

Seyretsem  köyümdeki  tüm  güzellikleri  oradan uyuduğum bu rüyadan uyanmadan

Cümle geçmişler gibi bizlerde geçeceğiz sıradan bu devrialemdir dostlar

Selam olsun cümlenize uzak yakın fark etmez tüm kalbimle buradan                

 

Belki  dağlar  amin  derde kabul  eder bu garibin arzusunu Yaradan·  

Selam olsun köyüm ÇALTI’yı her nerede anan yaşayan ve yaşatan varsa

 

                                                                                      Semercioğlu ..MUSLAHATTİN..oğlu

ŞERAFETTİN  YILDIZ     

               Tel.0536 683 24 79 Yeniköy / İzmit

 

 

Sevgili kardeşim Ramazan, 

Senin şahsında bu sitenin kuruluşunda emeği geçen

Herkesi saygı sevgi ve hasretle selamlıyorum

Tüm samimiyetimle söylüyorum

Köyümüzün tanıtımı ve köylülerimizin

Tanışıp kaynaşması anlamında

Çok büyük bir hizmet yürütüyorsunuz

Cenabı Mevla’dan sizlere ve tüm hemşehrilerime

Hayatları boyunca başarılarının devamını dilerim

Ayrıca acizane yazmaya çalıştığım ve gönderdiğim

Köyümüze ve köylülerime duyduğum özlem, hasret

Ve temennilerimi içeren yazıyı < kültür ve sanat > sayfanızda

Yayınladığınız için çok teşekkür ederim

Eğer sıkıcı olmuyorsam arada bir şiirde göndermek isterim

Ayrıca bu tür çalışması olan hemşehrilerim varsa

Onlarda gönderir ve yayınlarsanız bu alanda

Yalnız olmadığım için çok sevineceğim

Sizin şahsınızda tüm hemşehrilerimi saygıyla selamlıyorum

                                     

    ŞERAFETTİN  YILDIZ

                                                                    Tel : 0536 683 24 79 YENİKÖY/İZMİT

 

 

GÜZEL ISPARTAM

 

Yanmış ocakları tüter bacalar,

Sabah olmuş, ezan okur hocalar,                          

Sardı yüreğimi derin acılar,

Sendedir dermanı güzel Isparta’m.

 

Senelerdir ayrı kalmışım senden,

Çok mu  usandınız  dostlarım  benden

Gelmiyor  mektubum  selamım  senden

Sen bari usanma güzel Isparta’m.

 

Malumdur Yaradan biliyor halim

Kötü demem dostlar, söylemez dilim

Cennet-i Aladan armağan gülün

Solmasın güllerin güzel Isparta’m.

 

Şeref’im hasretin yara gönlümde

Vuslat olsun artık ahir ömrümde

Ya arife, ya bir bayram gününde

Her günün bir bayram olsun Isparta’m.

 

                                                                      ŞERAFETTİN  YILDIZ
 

 


 
 
 

[ Web Desing © 2004 -Copyright ©  info@caltikoyu.com] [tüm hakları saklıdır ]