KÜLTÜR SANAT SAYFALARI   -1-  -2- 3 -4-

BU SAYFAMIZDA KÖYÜMÜZE AİT TARİHİ RESİM, TÜRKÜ, MANİ , MASAL, HİKAYE, YAŞANMIŞ GÜZEL ANILAR, KÖYÜMÜZ İNSANLARININ YAZDIĞI EDEBİ ESERLERE YER VERİLMEKTEDİR. ELİNİZDE BULUNAN ESERLERİ GÖNDERMENİZ DURUMUNDA BU SAYFADA YAYINLANACAKTIR. 

 

SİZLERDEN GELENLER

 

 

 ÇALTIYI GÖRDÜN MÜ?


Yayla ile şaşalın arası
Bağrında yanan köyün havası
Olsa gerek Dişçi Ali'nin hatası
Köyden kovdular gördün mü?

Aralıdır; Gacar ile Baraklar
Oli uşağının salladığı oraklar
Koca Hüseyin'nin tuttuğu melekler
Birer birer uçtu gördün mü?

Komşu idi Tek Çene Paşa Amat
Kendi halinde gezer Pani Amat
Kırıcıya kurban gitti Gubat Amat
Gubucuk gubucuk ölüp gitti gördün mü?

Elma dikerdi Kütük Ali
Eskiden beri vardı Gallenin keli
Asa ile gezen Topal Veli
Ayşe diye öldüğünü gördün mü?

Hacelli kızar idi İmine
Demir Efeyi ekledik çeliğe
Mevlüt Ağam katıldı bölüğe
Manga yürüdü gördün mü?

Esnoğlu sabanları delerdi
Mırı dayı yongasını yelerdi
Kösosman fazlasını keserdi
Eksik yarım dolaşıyoz gördün mü?

Kalabadır Gök Memedin koyunu
Türlü olur Kirişlerin oyunu
Kör Nuri ile bizim Kıromu
unutur olduk gördün mü?

Hasta olmaz bizden doktorumuz var
Sinamaya gitmeye vaktimiz var
Rahmetli birde Tefçimiz var
Vali tayin oldu gördün mü?

Çıktı yine Kör Ali'nin ıslığı
Hasan Ağanın köpeği kestiği
Deli Mahmudun bir kuş için pustuğu
bugün tavşan vurmuş gördün mü?

Cin Amat Çöllüye kızardı
Zaten biri tutar biri kazıklardı
Kenanım helvayı iyi tartardı
Tostan parmak yalardı gördün mü?

Yağlı müdür kuru kalmış
Eliboşum kahveye dalmış
Vah Halilim beni sormuş
dişi ağrımış gördün mü?

Uzun Ali kısalmadı bir türlü
Kazım kızdı Devrişe dilden ötürü
Kızıl çağın Gılloğlu üzümü
ezilip sirke oldu gördün mü?

Çok yazacam kaldı gerisi
Benim köyüm köylerin en iyisi
Dişçi Ali dediğin hıyarın birisi
Koptu dalından buruştu gördün mü?

                              
  ALİ ASLAN

 

 

SALYANGOZDA SAKLI DUYGULAR!!!!

Umut gemilerine yükledim hercai aşkları!
Körpe gelinlerden diledim doyumsuz tatları...
Avuç içi terler ya emek sarfettigin yükte(!)
Umarsız salıverdim yarınlara öfkemi! ! !

Sevgi kırıntıları topladım sokaktaki çocuklardan
Saydam aşkların hicran yaralarını sarmayı bilemedim
Gören gözlerden umudu mu kestimde....
Yarınlara birde yarından sonraki özgürlüklere,
Hayal kırıklıgı beslemedim! ! !

Göldeki siyah melek ti duyguları ifade eden
Korkulardan önce; Yarım kalan düşleri
Avuntularmı bilmem hiçe sayılan
Yoksa gülüşteki sahteliklermi çırpınışta

Şimdi başladı arayışların mor dalgaları
Yeşilin kıyısında,siyahı görüveren karanlık gece..
Ne haykırıştır bu benimkisi nede sitem! !
İçten gelen duygu seline kulak veren dilin bir; acı sonu.....

                                          Meryem Aladağ
 

      MUTLU BEY
     Ne istedin hambal ile torinin garipten
     Işıkmı yandı bizim(BANER)şirketten
     Çok mu yoruldun mahkemeye gitmekten
     Bir yılda fesmi olur Mutlu Bey
     
     Sen gıdak biz hambalın oğluyuz
     Seni bilmem ama biz köylüyüz
     Tarlamızı satar gene seni öderiz
     Sen bizi yatıkmı sandın Mutlu Bey

     Bizim mahkeme yoruyorsa
     Üç kuruş cüzdanı dolduruyorsa
     Allah bizi ve seni görüyorsa
     Burada avukat benim Mutlu Bey

    Sen böyle yaparsan ele ne deriz
    Sen kazan hepsini veririz
    Sen okurken böylemi ögrendiniz
    Faturayı garibe kesme Mutlu Bey

    Öküz yokki tarla sürsek
    Bizi görme laşka,gevşek
    Babadan kalırsa güdük eşek
    Satar öderiz Mutlu Bey
    
    Dişçi ali yazdı;mutluya ağıt
    Girdim siteye herkese dagıt
    Bana oldu ki iyi bir öğüt
    Parasız hocaya inanmam Mutlu Bey

   
ALİ ASLAN(İYİ BAK MUTLU BEY)

                

                KÖYÜM


          Garip ama güzel huylu
          Tek çeşmeli üç kuyulu
          Sorarsanız şahin soylu
          Köyüm köyüm çaltı köyüm

        Ektikleri kuru tarım
        Güzelleri ahu zarım
        Unultulmak senin zorun
        Köyüm köyüm çaltı köyüm
                                         
        Vekillerin hepsi gelir
        Atar keser vade verir
        Köyden çıkan hep silinir
        Köyüm köyüm garip köyüm
       
        İki dagın arasında
        Vefasızlık sırasında
        Hep kan akar yarasından
        Köyüm köyüm çaltı köyüm
       
        Köyüm senle gururluyum
        Çaltılı isem onurluyum
        Ben aliyim köy çocuguyum
        Köyüm köyüm dertli köyüm       
          
                 
  Ali ASALAN(herkese selemlar)
       
            
ÇOK ÖZLEDİM KÜYÜM SENİ

    Taşlı olur az tepenin tepesi
    Bir ölür bin doğar efesi
    internette bile çıkmış sitesi
    Çok özledim köyüm seni

    Çaltıdan çıkar adamlığın efesi
    Pazarda fitne doguyor birisi
    Her gelinin döndügü Dede kuyusu
    Çok özledim köyüm seni

    Çaltı'yı kurmuşlar iki dag arası
    Ortası yoldur gençlerin voltası
    Buyrun herkese, açıktır sofrası
    Çok özledim köyüm seni

    Eyrekte toplanırdı damızlık sıgır
    İhtiyarı köşede taşından ağır
    Dalgalanır bayragım giremez GEVUR
    Çok özledim köyüm seni

     
  Ali ASLAN(tüm köye hitaben selamlar)

 

T  U T K U

“M U S K A…!!!”

                27.Ocak.1965-Çarşamba.Türkiye-Isparta-Gelendost.Çaltı Köyü ..Saat:16.20.Akşam olmak ve hava nerdeyse kararmak üzere köyde.İki dağ arasında köy  ve sokaklarda, her yer de 15-20 santim kar var.Yaşları 05-10 arası birkaç çocuk Gölcükte buzda kayıyorlar.Gölcük…Sanılmasın ki büyük bir gölet..Değil…Köyün ortasında ama biraz güneyindedir.Köyün tek çeşmesi vardır su içilen.Ve kadınlar-kızlar içme sularını buradan topraktan yapılmış testilerine doldurmaktadır.Akan  artık sularda 15-20 metre kadar aşağıda ki gölcükte toplanmaktadır.Yaklaşık 1 dönümlük bir alana sahiptir gölcük.Etrafında evler ve tarlalar vardır..Kuzeyinde çakalların,ve lakka Yaşarın,Doğusunda Barakların,ve Eminlerin.Kuzeyinde (Söylemeye dilim varmıyor ama lakabı öyledir.Kör)Tevfik amcaların evi vardır.Gölcükten de koyunlar-keçiler,eşek,at ve sığırlar içme suyu gereksinimlerini karşılamaktadırlar.Ama şu anda gölcük buzla kaplıdır.Çocuklar var buzla kaplı gölcük üzerinde ve geri geri gidip hızlarını aldıktan sonra koşarak geliyorlar batı-doğu istikametinde öyle bir kayıyorlar ki eğlencenin tadına doyum olmuyor.İlk olarak lakkanın Mevlüt,kayıp-geçiyor ve dönüyor geriye,arkasından Tevfik amcanın Salih,derken Tahsin’in Ramazan,Paşa Mehmet’in Arif,Eminlerin Erol ,Ramazan..Semercilerin Hasan ‘ın oğlu Cihat,Müslahattin amcanın oğlu Şeref,Vee Tostan’ın Yaşar…Kayıyor,kayıyor.kay…Derken son anda altındaki buz çatırdayıp kırılıyor..Cummm.Sulara..Allah tanki gölcükteki suların derinliği 60 cm.nin üstünde değil.Sular göbeğinin üstüne kadar geliyor.Yaşar tirtir titriyor.Çocuklar şaşkın şaşkın etrafına bakınıyor.Ne yapacaklarını bilemiyorlar.Çeşme de su doldurmakta olan köyden bir kaç kadın ve kız var.Hetem’in hanımı Ayşe yenge,Esno’ğlunun kızı Ummahan abla,Kel oğlan’ların Mustanın kızı Adile abla,Teşir’in kızı Selver abla…Aralarından testisini bırakıp fırlıyor Hetem’in hanımı Ayşe Yenge:

-Koşun.koşun.Çocuk düştü suya .Boğuluyor…Bir koşu duvar üstünden Yaşar’ın yanına kadar gelip yarım metre kala uzatıyor elini Ayşe yenge:-Uzat elini oğlum…!!! Dişleri takır takır öterken çekiyor Yaşarı sudan..Kucaklıyor..:-Aaa.Sen Yaşarsın….!!!Bizim Yaşar…Adileeee..!!Kızım sırtına ebiş çocuğu doğru evlerine götür.Boğulmadan kurtardık emme,soğuktan zatürre olacak bu...

                                                                               ********

                Aynı gün akşam.Saat:20.15.Fatmaların evde bir koşuşturma.Fatma nine emirler yağdırıyor:

-Aşaaaa…Yaşar’ı soy…Kuru giysiler getir,giydir,eşek sıpası..Durgadın..!!!Zale…!!Sizde bir koşturup,Deliomarlara gidin ve  Efe dayınızı çağırın…Bir okutup-üfletip muska bari yazdıralım.8-10 karı –kız evdesiniz, bir çocuğa sahip çıkamıyorsunuz.Geberteceksiniz çocuğu.Hala da dişleri takır takır takırdıyor titremekten…Ayşe halası Yaşarı,hırpalar gibi soyup,kuru giysilerden giydirirken de anasına veryansın ediyor.

-Hep sen yüz veriyorsun buna ana…Ne yapalım?.Ya birimizin elini ısırıp kaçıyor,ya da yüzümüzü gözümüzü cırmalayıp kaçıyor.Bir ordu olsa zor zapt olur böyle yüz verirsen sen..

-Hatça geliiin..!!!Ocağa b.k atın(Yakacak olarak evlerin ocaklarında tezek yanıyor.Soba-moba yok.Arada közler mangala konup evin ortasına konuyor ve ısınılıyor.)

*******

                Yarım saat sonra.Yaşar yorgan-döşek yatmaktadır.Evin içi ısınmıştır.Efe dayı gelmiştir.(Fatma nineyle kardeştir.Muska konusunda civar köylerde ün salmıştır.İyileştirmediği hasta yoktur diye söylenir o diyarlarda)

Ocakda ateş harıl harıl yanmakta,yanıbaşında da yastık –minder konmuştur,Efe dayı için.Yaşar’ın yanıbaşına diz çöken Efe dayı birkaç şey mırıldandıktan sonra,yüzüne tuh-tuh etmiş ve tükürük parçaları Yaşar’ın suratında adeta papatya çiçeği gibi açılmıştır.Üflemesini bitiren efe dayı cebinden çıkardığı tütünü mendiline boşaltıp,kağıdına da kopya kalemini diliyle tükrükledikten sonra,bir şeyler yazmaktadır,Arapça,..Din,iman,gelmiş,geçmiş,şeytan….Kağıdı üçgen şeklinde katladıktan sonra,uzun bir iplikli beze bağlıyor ve Yaşarın boynuna takıyor,minderine oturan efe dayı,yastığa da yaslanıyor.Cebinden piposunu çıkarıp içine tütün basıyor.harmanlardaki döven taşlarından ikisini de birbirine vurarak,alevini kavla tutuşturup,piposunu ateşliyor,keyifle ciğerlerine çekiyor.

-Bak,gör aba(Abla)…Yarım saat sonra bir şeyi kalmayacak Yaşar’ın….

                                                                              *********

                Gerçekten de yarım saat sonra Yaşar’ın gözleri açılıyor.”Nerdeyim ben”der gibi etrafına bakıyor.Kalkıyor ayağa.Damatları Yusuf hoca ve babası Osman Çavuş  gelmiştir o sırada eve…Mırıldanıyor Fatma Nine: -Gördün mü bak Osman,Çocuk gidiyordu öteki dünyaya nerdeyse?Ama efe dayın okudu,üfledi.Yazdı muskasını ve 30 dakikada kaldırdı ayağa.Osman çavuş mırldanıyor.

-Get işine Ana.Bilmezmiyim ben dayımın ne yazdığını,işi gücü dine-imana küfür.Ama halk inanmış bir kere işte nefesinin kuvvetli oluşuna..Çocuk üşüdü,evde ısındı ve kalktı işte ayağa,hepsi bu.

-Günaha girme yavrum,diyor Fatma Nine.Allahın gücüne gider,gazabına üğrarsın..!! Osman Çavuş gülüyor anasına…Yaşar o arada fırladığı yataktan bağırıyor Ninesine.

-Ebe….Helaya gideceğim.Donum nerde,donumu bulun…O yaşta utanıyor çocuk dışarı çıkmaya.Giydiriyorlar pantolonunu,öyle çıkıyor ayak yoluna…                                                                                 

                                                                                                                                         AĞUSTOS-1976

                                                                                                                             Yaşar KOCA-ÇALTI-GELENDOST

 
 
 

[ Web Desing © 2004 -Copyright ©  info@caltikoyu.com] [tüm hakları saklıdır ]